Ocak ayının ortalarında bir gündü. Sabahleyin çocuğu servise bindirmek için dışarı çıkmıştım.Civarımızda bulunan ve yapımı devam eden site inşaatlarından arta kalan geniş arazi temiz bir güzellikle gökyüzünün altında uzanmış, üzerinde çimen mi ekin mi olduğunu uzaktan anlayamadığım yeşil bitki örtüsü bir halı gibi serilmişti göz alabildiğince. Havada bir tatlılık vardı ama neydi bu? Rüzgar esiyordu ama üşütmüyordu hiç. Şöyle sanki ele gelecek, ince bir şeydi esen. Narindi, tatlıydı, meltem gibiydi sanki. Sırtınızı okşayan bir ana eliydi sanki. Kendinizi hiç bir şey yokken mutlu hissediyordunuz! neydi, neydi buna sebep olan dedim kendi kendime.Sebep çemremdeydi sanki, Şöyle olduğum yerde döndüm, etrafıma bakındım, sebebi görmeliydim. Ve buldum! Baharın ayak sesi idi beni böyle hissettiren. Ana eli gibi sırtımı okşayan, narin, ince, çıtkırıldım rüzgardı bana bunu yapan. Kimbilir nerelerden aşıp, neleri okşayarak,koklayarak, kimlerin yanağına değerek, hangi sevgili bilinmez, saçlarını karıştırarak, ne yaramazlıklardan sonra beni de şaşırtan rüzgar! Hoşgeldin !
« Önceki ::
